Lilypie Fifth Birthday tickers

Lilypie Fifth Birthday tickers

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Ege fotoğraf çekmeye başladı:)

İşte Ege'nin ilk fotoğraf denemeleri, dayısıyla başladı... Fena da çekmedi hani:)

Anneanneyi de çekti...

Ve babasını...

Dedesini...

Dayısını çok özlemiş kuzucuğum, anneanneyi de dedeyi de teyzeyi de Devrimi de...


Anneanneyle dinozorları gömdüler, sonra kazı yapıp tekrar buldular...
Dayısıyla adam yaptılar, sakallarını da yaptılar...
Hep beraber boğazda balık yedik, çok güzel vakit geçirdik...
Ana-oğul
Ötgülü de ikizlerimize iyi bakıyor, sağ-salim gelseler de görsek, nazar değmesin...
Baba-oğul:)
Benim minik ailem...
Ve küçük sülalemizin bir kısmı...
Ege tutturdu pizza diye, gelince de yedi. Biz de hayret ettik tabi:)


Ege fotoğrafçılığa devam ediyor, bu sefer kitabıyla başladı...

Bizim nikah fotoğrafımızla noktaladı, tamamını çekemedi ama idare etcez artık:)


11 Nisan 2010 Pazar

Antepteyiz

Martın ikinci haftası Burdurdan Antepe taşındık. Çoook uzun ve yorucu bir yolculuktu. Yeni evimiz Burdurdakinden daha büyük. Burdurdaki de çok büyüktü, buradaki biraz fazla büyük ama güzel. Rahat rahat yerleştik. Annem gelmeseydi çok zorlanırdım ama annemle beraber üç günde yerleştik. Sonra da biraz gezdik.

Annem, Ege ve ben eski Antepe gittik. Bakırcılar çarşısındayız.

Ege alışveriş merkezindeki küçük lunaparkta...
Gözlerini yan yan döndürmesi insanı gülmekten öldürüyor... nistagmus:)

Banu ve Boranın oğlu Ilgazın doğumgününe gittik, eğlenceliydi.


Veeee Ege kreşe başladı. Bu da ilk günümüz.
İlk hafta ben de onunla kreşteydim, o içeride sınıftayken ben kameradan onu izliyordum. Bu yüzden de çok rahattı ama ikinci hafta ben de kreşte olmama rağmen Egeye işe gittiğimi söyledik ve kıyametler koptu. İki hafta boyunca ağlayarak okula geldi. Hala daha sabahları gitmek istemiyor. Her sabah "anne beni okula dötürme" "anne işe ditme" "anne okuldan sonra beni neden almican?" "anne neden işe gidiyon?" "anne sen de okulda kal" gibi bir dünya soru ve istekle boğuşmak zorunda kalıyorum. Her sabah ben bırakıp her akşam ben alıyorum. Babasını istemiyor. Bir buçuk senedir babasından ayrı olunca ona alışması da o kadar kolay olmuyor.
Kreşe başlamasıyla hastalıkları da başladı. Şu anda üçüncü gribi geçiyoruz. Önce Ege peşinden Tahirle ben... Bıktık hastalıktan... Bir gece Ege salonda uyuya kaldı, ben de yanında oturuyordum. Beş dakikalığına içeri gittim. Babası yanındaydı. Geldiğimde Ege bana bir kızdı "ben babamı tanımıyomkiiiii, niye beni bırakıyorsun" diye. Gülsem mi ağlasam mı? Kuzucuğumun evi değişti, bakıcısı gitti, kreş geldi, üstelik babasını da tanımıyormuş:) Sabit kalan tek şey "anne". Napsınki çocuğum. Bazen "evimize gidelim anne, ben burayı sevmedim, götür beni" diyor. Alışması çok zaman alacak bence.



Antepte dünyanın en büyük üçüncü hayvanat bahçesi varmış, onu görmeye gittik geçen hafta. Akvaryum kısmını çok beğendik.



Ve de bu ağaçları, leylak ağacı diye düşündük ama emin değilim. Süperdi diyebilirim. Her yer bunlarla doluydu ve öyle güzel kokuyorlarki....
Tabiiki Ege çabuk yoruldu. Sayesinde bizim de yorulmamız çok sürmedi:)
Ege de mi doktor olma yolunda acaba :) Onun ben o küçücük ellerini yerim.... Balım benim.
Bu haftasonu tutturdu "kum alalım" diye, şu moon sand dediklerinden.Tv'da reklamlarını sürekli izleyince almama şansımız kalmıyor. Gerçi güzel birşeymiş, biz de epey oynadık.



5 Nisan 2010 Pazartesi

Burdurdan ayrılıyoruz:(

Egecim babaannesinden ayrıldı. Öyle şanslıydık ki böyle güzel insanlarla tanıştığımız için. Gözüm arkada kalmadan bıraktım Egeyi. Çok tatlı, temiz, dürüst biriydi Anakadın babaannemiz. Çok sevdik onu da, Duygu ablasını da Yufi abisini de Celil amcasını da... Ege hala sayıklıyor babaannesini. Kucak dolusu sevgiler gönderiyoruz onlara ve hepsini çooook öpüyoruz:) Ayrıca Antepe de bekliyoruz.

Veee benim dünya tatlısı arkadaşlarım. Bana çok güzel bir veda partisi hazırlamışlardı. Onlarla çok güzel bir buçuk sene geçirdim ve hepsini ayrı ayrı çok sevdim. Onları unutmayacağım. Umarım onlar da beni unutmazlar.


13 Şubat 2010 Cumartesi

Nihayet kar yağdı, öyle yağdı ki uçuşumuz iptal oldu

Haftalardır Egecim kar yağmasını bekliyordu. Kar yağınca kar topu oynayacaktı, kardan adam yapacaktı. Perşembe günü sabah yedide uçağımız vardı, Egeyle beraber İstanbula gidecektik. Sabah saat beş çeyrek gibi Egeyi koltuğuna oturtup yola çıktım. Isparta havaalanından gidecektik. Yola çıkalı iki dakika geçti ki resmen tipi başladı. Gitmemiz gerekiyordu ve geri dönmedim. Yolun çizgileri kayboldu, heryer karanlıktı ve Egeyle beraber dağın başında havaalanına gidiyorduk. Yola erken çıkmamın sebebi yollarda buz olması ihtimaline karşı yavaş yavaş gitmekti. Kar yağmaya başlayınca ve yol bembeyaz olunca yolda kalcam korkusuyla biraz hızlı gitmek zorunda kadım. Benim için korkunç bir yolculuktu, neyseki kısa sürdü. Havaalanına ulaştık ama uçak bir türlü kalkmak bilmedi. Sonunda da uçuş iptal oldu. Egeyle Burdura geri döndük. Ege nihayet beklediği kara kavuştu:)





İşte Egeye aylardır bakan Egenin deyimiyle Egenin "babaanne"si, Duygu ablası ve Yufi abisi:) Hep beraber oyun oynuyorlar.

Geçen haftasonu da Antalya'daki hayvanat bahçesine gittik. Egenin çok hoşuna gitti. Hava çok güzeldi. Piknik sepetini, çayını, mangalını alan gelmiş. Süperdi. Biz Burdur'da kışla cebelleşirken onlar Antalya'da baharı yaşıyorlar. Antalya bence bu dünyadaki cennet.

Pamuk şeker her yerimizi batırdı...



Veee işte Bambi:)
Egenin en sevdiği hayvan diyebiliriz. Gerçekten harika bir hayvan.
Kaplana da hayran kaldık.
İşte bu da Egegillerden:) Egeye "Egecim bak bu da senden" dedim. "Hayır, benden değil" dedi. "Doğru, bak burada yavrusu var, sen onun muadilisin" dedim. ne dediğimi anlamadı tabi:)

Ege keçiye Winnie çubuyu yedirmeye çalışıyor, o da yemiyor tabii ki:)
Kuğunun duruşuna hayran kaldık...
Ahmet bey ve eşi Filiz hanımla yemeğe gittik. İkisi de çok şeker insanlar. Ahmet bey babamla, Filiz hanım annemle yaşıt. Dünya tatlısı iki insan. O akşam restorantta çocuklu birileri daha vardı. Ege gidene kadar hiç tanımadığı çocuklarla oynadı oynadı ve doyamadı. Gitmek de istemedi doğal olarak. Güzel bir akşamdı.


25 Ocak 2010 Pazartesi

Oğluşum aşık olmuş:)

Ege: Ben aşık oldum
Anne: Allah Allah, kime aşık olmuşsun bakalım
Ege: Sana aşık oldum
Anne:Yerim seni beeeen:))))))

Patates soymak çok hoşuna gitti. Bir tarafını kesecek diye ödüm patladı ama neyseki söylediklerimi şimdilik ciddiye alıyor ve yapıyor. Tehlikeli olduğunu söylediğimiz hiçbir şey için ısrar etmiyor.

Yerim senin o koca gösleriniiiiii....

Yufi abisi gelmiş bugün (yani Yusuf abisi). Eve geldiğimde kıkır kıkır gülüyordu tosbağam. Gitmesinler diye ısrar ettiyse de tabii ki herkesin işi gücü var:) Egeye kalsa yatana kadar oyun oynayacağından kimseyi bırakmak istemiyor.

Resmimi çek diye tutturdu, bir de güzel poz verdi oğluşum...

Koca gözlü tatlı tosbağacık:)

Burada da gözü kapalı nasıl çıktığını merak etmiş, koşa koşa gelip baktı hemen:)