Anneanneyi de çekti...
Ve babasını...

Dedesini...

Dayısını çok özlemiş kuzucuğum, anneanneyi de dedeyi de teyzeyi de Devrimi de...
Anneanneyi de çekti...



Gözlerini yan yan döndürmesi insanı gülmekten öldürüyor... nistagmus:)

Veeee Ege kreşe başladı. Bu da ilk günümüz.

Veee benim dünya tatlısı arkadaşlarım. Bana çok güzel bir veda partisi hazırlamışlardı. Onlarla çok güzel bir buçuk sene geçirdim ve hepsini ayrı ayrı çok sevdim. Onları unutmayacağım. Umarım onlar da beni unutmazlar.


Geçen haftasonu da Antalya'daki hayvanat bahçesine gittik. Egenin çok hoşuna gitti. Hava çok güzeldi. Piknik sepetini, çayını, mangalını alan gelmiş. Süperdi. Biz Burdur'da kışla cebelleşirken onlar Antalya'da baharı yaşıyorlar. Antalya bence bu dünyadaki cennet.
Pamuk şeker her yerimizi batırdı...
Veee işte Bambi:)
Egenin en sevdiği hayvan diyebiliriz. Gerçekten harika bir hayvan.
İşte bu da Egegillerden:) Egeye "Egecim bak bu da senden" dedim. "Hayır, benden değil" dedi. "Doğru, bak burada yavrusu var, sen onun muadilisin" dedim. ne dediğimi anlamadı tabi:)
Ege keçiye Winnie çubuyu yedirmeye çalışıyor, o da yemiyor tabii ki:)
Kuğunun duruşuna hayran kaldık...
Ahmet bey ve eşi Filiz hanımla yemeğe gittik. İkisi de çok şeker insanlar. Ahmet bey babamla, Filiz hanım annemle yaşıt. Dünya tatlısı iki insan. O akşam restorantta çocuklu birileri daha vardı. Ege gidene kadar hiç tanımadığı çocuklarla oynadı oynadı ve doyamadı. Gitmek de istemedi doğal olarak. Güzel bir akşamdı.