Ege'yle beraber kartonlardan parçalar kesip yol yaptık, ev ve araba yaptık. Kendi arabalarını getirip yolda oynadık. Çok hoşuna gitti ama oynamaktan sıkıldığında yolun sonu parçalanmak oldu:)



Eylül tatilimizi Mersin'de geçirdik. İlkerlerle beraberdik. Otel güzeldi ve güzel vakit geçirdik. Benim en çok hoşuma giden kısmı akşam yemeği ve sonrasında havuzun başındaki müzik ziyafetiydi. Öyle özlemişimki... İnsanı alıp götürüyor.

Ege havuzdan çıkıp koşa koşa kaydırağa gidiyor, tutabilene aşk olsun:)
Koş koş koş...
Veee mutlu son:)

Ege bey bardaki sandalyelerle yakından ilgilendi, tuhafına gitti çünkü. Kendinden daha büyük ve dönen sandalyeler...
Oğluşumla yüzüyos.
Bu daaaa küçük Ege... Benim manevi evladım:) Bir kolumda büyük Ege bir kolumda küçük Ege hep birlikte zıpladık,yüzdük. Yerim ben onu...
Benim minik kuşum, su kuşu... 
Ve işte Parmaksız ailesinin minikleri ve anneleri...
Tatil her zamanki gibi göz açıp kapayıncaya kadar bitti. Ege okula gitmek istemiyor şimdi. "anne bügün tatil mi?" " hayır oğlum, bügün tatil değil:)" "yaaa tatil olmasını istiyorum, okula gitmek istemiyorum" gibi tatil sonrası dertlerimiz başladı yine...
Ege ve Ilgaz bahçenin taşlarını ayıklıyorlar:)
Ve minik Deniz...
Bebekleri görmeye Tuna da gelmişti. Egeyle arkadaş oldular ve çok iyi anlaştılar:)