Lilypie Fifth Birthday tickers

Lilypie Fifth Birthday tickers

10 Kasım 2010 Çarşamba

Cumhuriyet bayramında İstanbuldaydık

Bayram tatilini fırsat bilip Egeyle birlikte İstanbul'a kaçtık:) Minik yeğenlerimi de doya doya sevdim bu sefer, kocaman olmuş benim tosuncuklarım. Ege de abi havasına büründü epey. Onların abisiymiş:) Ama kıskanmadı desem yalan olur. Hatta dedesi onları sevdi diye dedesine küstü. Kuzum benim...

İşte dünyanın en tatlı üç kuzusu:)

Mavi boncuk, Deniz bey.

Yakışıklı oğluşum.
Ve küçük prenses, Doğa hanım.

Merhaba Doğa, nasılsın...
Merhaba Deniz.
Bir varmış bir yokmuş, ülkenin birinde bir mutlu Dede, bir mutlu Anneanne ve üç küçük torunları mutlu mutlu yaşarlarmış......
Dede-torun.
Zaman nasıl geçti anlayamadık, ama çok güzeldi. Ailecek bol bol vakit geçirdik. Babamla ben Nautilusa gittik, biraz gezdik. Ertesi gün annemle Ege de bize katıldı, birlikte gezdik sonra da Volkan abimlere gittik. Volkan abimlerden dönerken İstanbulun trafiği kendini hatırlattı, iki kaza vardı ve tam üç saatte eve döndük:) Hava sürekli sağanak yağışlı olduğu için planlarımızın çoğunu gerçekleştiremedik. Son gün hava biraz açtı da Kadıköye bari inebildik. Yine de çok güzeldi.


19 Ekim 2010 Salı

Ege'nin faaliyetleri

Ege'yle beraber kartonlardan parçalar kesip yol yaptık, ev ve araba yaptık. Kendi arabalarını getirip yolda oynadık. Çok hoşuna gitti ama oynamaktan sıkıldığında yolun sonu parçalanmak oldu:)

Ege'nin kestiği yumağımın parçaları ve minik boncuklarla resim yaptık. Böyle şeyler daha çok ilgisini çekiyor. Yaratıcılığını da arttırıyordur umarım:)


Babanın doğumgününde İlkerler "doğumgünün kutlu olsun koca oğlan" yazan bir pastayla bize geldiler. Birlikte kutladık. Tabiiki mum üflemek çocuklara düştü:) Nice senelere babası:)




27 Eylül 2010 Pazartesi

Eylül tatilimiz

Ege bey koltukların minderlerini yıkıp kendine ev ve benzerlerini yapıyor, kendine oyun alanı yaratıyor da denebilir...


Renkli kartonlardan yollar yapıp sonunda aynı renkli arabaya ulaşıyor. İnternette bir sitede görmüştüm ve hoşuma gitmişti. Ege'nin de hoşuna gitti açıkçası.



Eylül tatilimizi Mersin'de geçirdik. İlkerlerle beraberdik. Otel güzeldi ve güzel vakit geçirdik. Benim en çok hoşuma giden kısmı akşam yemeği ve sonrasında havuzun başındaki müzik ziyafetiydi. Öyle özlemişimki... İnsanı alıp götürüyor.
Ege de full time eğlendi diyebilirim, hatta dönmek istemedi, "otelde kalalım" diyip durdu.


Ege havuzdan çıkıp koşa koşa kaydırağa gidiyor, tutabilene aşk olsun:)
Koş koş koş...
Veee mutlu son:)


Ege bey bardaki sandalyelerle yakından ilgilendi, tuhafına gitti çünkü. Kendinden daha büyük ve dönen sandalyeler...
Oğluşumla yüzüyos.
Bu daaaa küçük Ege... Benim manevi evladım:) Bir kolumda büyük Ege bir kolumda küçük Ege hep birlikte zıpladık,yüzdük. Yerim ben onu...
Benim minik kuşum, su kuşu...

Ve işte Parmaksız ailesinin minikleri ve anneleri...
Tatil her zamanki gibi göz açıp kapayıncaya kadar bitti. Ege okula gitmek istemiyor şimdi. "anne bügün tatil mi?" " hayır oğlum, bügün tatil değil:)" "yaaa tatil olmasını istiyorum, okula gitmek istemiyorum" gibi tatil sonrası dertlerimiz başladı yine...

12 Eylül 2010 Pazar

Egenin toprak sevgisi:))

Bayramda Gaziantep'teydik. Tahir'in nöbeti olduğu için memleketlere gidemedik. Kurban bayramına kaldı artık. Arkadaşlarımız bize geldi, biz onlara gittik. Eğlenceli geçti. Hele Ege bütün kurtlarını döktü. Banuların meyve ağaçlarının arasında daha yeni yaptırdıkları evde Ilgaz ve Pırıl'la birlikte oynamaya doyamadılar. Bir de köpek yavruları vardı, tam sekiz tane... Biraz onlarla, biraz toz toprakla biraz da koşuşturarak gece ayrılana kadar oynadılar. Bizim için de güzeldi. Tahir mangal yaktı, kebapları yaptı. Biz de keyifle yedik. Gerçekten güzel vakit geçirdik:)
Ege ve Ilgaz bahçenin taşlarını ayıklıyorlar:)
Yavrular etlere gömüldüler...
Ilgaz ve Ege kumla oynadılar ama her tarafları kuma bulandı... Temizlemek mümkün değildi. Evden gidip terlik ve ayakkabı getirmek zorunda kaldım... Üstlerini tamamen değişmek zorunda kaldık... Ama onlar için nasıl bir keyif olduğunu anlatmanın imkanı yok:)
Bu fotoğraf herşeyi yeterince açıklıyor zaten:))




Babalar mangal başında, mangalcı başı da Tahir...
Veee çocuklar sofra başında...
Çooook güzeldi...


30 Ağustos 2010 Pazartesi

Ağustos tatilimizden birkaç kare...

Ağustos tatilimiz Marmariste geçti. Babaanneyle Tarık amcayı da götürdük bu sene. Onların da hoşuna gitti Marmaris. Egenin keyfine diyecek yoktu. Yüzdü, oynadı, oynadı, oynadı... Çınara iki sefer gittik, kahvaltı olayını çözmüşler. Bayıla bayıla yedik. Hatta petek bala doyamadık. Fotoğraf çekme işi Tahire kaldı, o da fazla çekmemiş yazıkki...

Ege ve babannesi kıyıda kumla oynuyor...


Ege yüzme olayında biraz yol katetti diyebilir miyiz acaba:) Winnie'li kolluklarının birisi patlamış ama çıkarmak da istemedi, tek kollukla yüzdü. Sonra ikincisini de çıkarınca battı tosbağam:)) Daha vakit var...