Lilypie Fifth Birthday tickers

Lilypie Fifth Birthday tickers

1 Kasım 2009 Pazar

Bayramda Ösdül, Devrim, Orkun ve babamız geldi.

Özgül çarşambadan geldi, iyi de oldu. Bu kadar uzun beraber olamıyorduk ne zamandır. Özgül, Ege ve ben Isparta'ya gittik bir gün. Ege'yi zaptetmek biraz zor oldu doğal olarak...








Ösdül hep Ege'nin peşindeydi, ikisi de birbirini çok özlemişler:)



Cuma akşamı Orkunla Devrim de bize katıldı, cumartesi de babamız geldi. Sabah hep birlikte kahvaltı ediyorduk. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı olduğu için herkes balkonuna bayrak asmıştı, tabii biz de. Özgül Ege'ye sordu "Egecim, neden balkonlara bayrak asmışlar?" Ege: Düşmesinler diye:)))) Kahvaltı sırasında konu geçen hafta Ege'den kontrol için kan alınmasına geldi. Ege de "dövcem doktorların hepsini" deyince Tahir de "Egecim ben de doktorum ama "diye cevap verdi. Ege: Sen de miii?:))) Verdiği cevaplarla öldürüyor bizi.... Akşam hep beraber güzel bir yemek yedik.


Seni şımarık şey:)
ve tabii ki her güzel şeyin bir sonu var:(

22 Eylül 2009 Salı

Bayram tatilimiz süperdi!

Bayramdan önceki gün Ege mutfakta hamur oynamak istedi, hamur konusunda usta oldu artık. Arabalarının her yerine sokuyor hamurları, aslında onları kalıp olarak kullanıyormuş. Mesela Şimşek McQueen'in üzerini hamurla kaplıyorsa hamurla "şitme makkuin" yapıyor oluyormuş:) Herşeyi yapmaya çalışıyor...





Cumartesi sabahı Egeyle Burdur'dan çıktık, Antalya havaalanından babamızı alıp doooğru Side'ye... Otele kendimizi atar atmaz mayoları giyip havuza atladık (deniz çok dalgalıydı çünkü). Bu tatilin en süper haberi "Ege artık kolluklarla kendi başına yüzebiliyor". Ağustosta korkuyordu kendisi yüzmeye ama bu sefer başardı ve öyle mutlu oldu ki:) Biz her ne kadar onu yalnız bırakmadıysak da o sürekli "ben tendim, ben tendim" diyerek bizi itiyordu. Çok eğlendi Ege bey. Havuzdan hiç çıkmak istemedi. Yorulunca havuzun kenarına gelip tutunarak dinleniyordu. Hiç birşey öğretmemize gerek kalmadan kendisi havuzu başından sonuna gitti tosbağa, hatta kendi etrafında dönüyor kendince oyunlar yapıyordu. Onu izlemek müthiş bir keyifti.


 



İşte dinleniyor tosbağacık


Tabii ki çocuk havuzundan daha çok hoşlandı...

Hiç korkusu yok, çıkıp çıkıp kaydı...





Veee bayramın ilk günü Ege'nin arkadaşları da bize katıldı. Melis ve küçük Ege... İşte bu Melis...

Bu da minik Ege, yani minik Bonus:) yerim ben seni...

Babamız her daim oğluşunun yanında:)
Bizim dünya tatlısı arkadaşlarımız, birlikte çok güzel bir tatil geçirdik...

Ege koşup diğer çocuklar gibi havuza atlamak peşinde... O kadar da değil tabii ki...







yüs yüs yüs...

Bayramın ilk gecesi bayram eğlencesine katıldık, çocukluyuz mocukluyuz demeden:)

Egeyi zaptetmek biraz zor oldu...



Annesinin kulağını yoklamazsa olmaz:)) Kulağımla oynamayı çok seviyor, hatta öyle uyuyor...

Ege'nin yaramazlıkları Melis'i de kışkırttı:) Burda Ege canavar olmuş Melis'i korkutuyormuş...

Ana-oğul yüzüyos...


Havuzdayken bana bir soru sordu Ege.
Ege: Anne mutlu musun?
Anne: Mutluyum Egeciğim
Ege: Ben de mutluyum baba da mutlu
Nereden aklına geliyor böyle şeyler:) Annesi ve babası yanında, full time eğlence de var, daha nolsunki bir çocuk için. Neyse askerliğin bitmesine az kaldı.


Beni sevdiğini başka bir şekilde ifade etti bu sefer:)
Ege: Annecim seninle durur duyuyorum.
Anne: Ben de seninle gurur duyuyorum Egecim.


Egeyle Melis havuz kenarında uslu uslu oynuyorlardı:)


Akşam odaya dönerken Melisle elele tutuşup yürüdüler, Melis ablası çok sevmiş Ege'yi, Ege de onu çok sevmiş. Beraber koşup oynadılar "artadaşım nerde?" "artadaşım delsene"...
Benim tatlı kurbağam, göbekli şekerim...


Yine süper bir tatil sona erdi, yine doyamadık... Hele Ege hiç doyamadı.



8 Eylül 2009 Salı

Çabalarımızın meyvesini aldık nihayet:)

Oğluşum bu haftasonu ilk defa lazımlığına çişini yaptı! Daha önceleri oturup "çişşşş" deyip kalkıyordu, hatta çamaşırlarını çıkartmayı da istemiyordu. Altına bez bağlamadığımızda da "bez bağla" "beze yapmak istiyorum" "söylemicem" gibi şeyler söylüyordu. Hatta şortunu bir güzel ıslatıp gülerek bana bakıyordu. Yaz başından beri o beze yapmakta, ben de bez bağlamamakta ısrar ediyordum. "Sen artık büyüdün, arkadaşların gibi senin de tuvalete çişini yapman lazım" dediğimde "ben büyümedim, ben tüçüküm, sen büyüksün" diyordu bana. Her söylediğime bir cevap buluyor tosbağa:) İnadını kırmak kolay olmuyor yani... Bu haftasonu da bez bağlamadım ve Ege'ye her zamanki gibi "çişin gelince söyle, beraber tuvalete yapalım"dedim. Ama yine şortuna yaptı. "Egecim hani söylicektin, çok ayıp ama" dedim. "Tamam annecim, söylicem" dedi. Tekrar üstünü değiştirip aynı şeyleri söyledim. Aslında ümidim de yoktu. Sonra Ege banyoda lavaboda suyla oynamaya başladı. İçeriden "anne çabuk bezimi bağla!"diye sesleniyordu. "Bez bağlamayacağız, hadi tuvalete oturacaz"dedim. Tuvalete oturdu ama yine sadece "çişşşş" deyip kalktı. "Demek ki çişin yokmuş, gelince yaparız o zaman"dedim. İki dakika sonra yine aynı şekilde oturdu ve çişşşş deyip kalktı. Üçüncüsünde oturdu, yine çişşşş deyince "Egecim, bezine nasıl yapıyorsan buraya da öyle yapacaksın"dedim. O da durdu, biraz bekledi ve kalktı. Bir de baktım ki gerçekten yapmış. Gözlerime inanamadım, sevinç çığlıklarıyla onu havaya atıp hoplatmaya başladım. Çok hoşuna gitti. Çişini alıp tuvalete döktük beraber ve sifonu çekti beyefendi. Sonra "bi daha yapalım, bi daha yapalım" demeye başladı. Bir daha yaptık. Birkaç gündür söylüyor yani, ama her çiş yaptıktan sonra onu havaya atmamı bekliyor. Bir seferinde hoplatmayı unutmuşum "hadi havaya atsana" demez mi, gülmekten hoplatamadım çocuğu... Nihayet bir sorunumuzu daha atlattık yani:)

28 Ağustos 2009 Cuma

Ağustos tatilimiz

Ağustos ayındaki tatilimize Volkan abimler de katıldılar. Yine kalabalık ve güzel bir tatil daha geçirdik diyebilirim.

Çamlıcaya öğleden sonra kahvaltısına gittik yine, Orhun'la Ege arkadaş mıydı rakip mi? Her ikisi de:) Çocuklara göre küçük masalar vardı, rengarenk. İlle ikisi de aynı masada oturacak...
Ama tavuk ve civcivleri gelince işler değişti, Orhun kaçtı hemen. Ege'yse oralı bile olmadı:)
Ege kaldı tek başına...



Ege nereye anne oraya... Civcivlerin peşinde koşan tavuğa benzettim kendimi bir an...
Hep birlikte yemeğin tadı daha güzel çıkıyor... Hele de semaver keyfi bambaşka...
Kızdı benim çocuğum!
Yaşasın, deniz!

Oğluşum yine sudan hiç çıkmadı, yüzdü yüzdü, yoruldu. Su yutmak bile caydırmadı onu. Bu kadar yorgunluğun üzerine "anne, benim tarnım acıktı" diyerek çıkıyordu sudan. Hatta restorantın yanından zor geçirdik beyefendiyi, ıslak mayolarla oturup nasıl yiyecez, üzerimizi giyinip gelene kadar "tarnım acıktı" diye inledi durdu. Duyan da çocuğa hiçbirşey vermiyoruz sanacak:)
Denizden çıkıp duşa gittiğimizde ise "anne, üşümüyom" diyerek "gitmeyelim"i garanti altına almaya çalışıyordu. Küçücük beyniyle neleri hesaplıyor tosbağa...




Veee tabii ki arabaları bıktırdı beni, sabah uyanır uyanmaz arabasını sorar, gün boyunca (hatta görüldüğü üzere denizde bile!) elinden düşürmez, uyurken de yine arabasıyla uyur.


Bu sefer ona daha küçük bir deniz simidi aldım, onunla birlikte dubalara kadar götürdük Ege'yi. Hep birlikte Ege'yi de alarak açılıp sohbet ede ede dönüyorduk. Bu işi çok sevdim. Artık kıyıda kalmamıza gerek kalmadı:) Babamız da bize katılırsa tabi...








Denizden dönüşte Ege'yi odaya çıkaramayınca dayısıyla birlikte havuzda oyaladık beyzadeyi...

Arabasız olmaz tabi:)



Denizden çıktı, çünkü dudakları morardı ve titremeye başladı. Buna rağmen "anne üşümüyom" demeye devam ediyordu. Yani "ditmiyelim, tumla oynıcam" :)


Ege'ye "bir poz ver" dedim. İşte verdiği poz:)

Akşamları Orhunla koşa koşa bir hal oldular. Orhun önde Ege arkada... Sucuk su oldular...
Ege ve arkadaşları:)

Süper bir yaz gecesi...

Benim adım salyangoz, yavaş gezerim böyle, gelin katılın bize, eğlenellim birlikteee.....


Veee tatilin sonunda Egeyle birlikte babanın yanına Malatya'ya gittik. Egeyle beraber uçak yolculuğu pek kolay değil açıkçası ama neyseki uçakları seviyor. Uçağın kalkışa geçmesi çok komiğine gidiyor, kıkır kıkır gülüyor tosbağam... Emniyet kemerini zor takıyor... Allah'tan çok uzun sürmüyor...
Neyse, Malatya güzeldi, Burdur'un 5-6 katı kadar büyük, yeşil bir şehir. Doğu demek yanlış olur. İnsanları gayet modern, düzgün... Yaşamak zorunda kalırsak çok rahatlıkla yaşayabileceğimiz bir yer diyebilirim. Ege babasına doydu bol bol, ama sanırım babası ona doyamadı...

Çam ağacının iğnelerini kopardık, babaya batıracak şimdi...
Babası buraya geeel, bak Ege sana napacak....